Artı 5

Gerçek Edebiyat

Gerçek Edebiyat
  • Edebiyat
  • 14 Şubat 2018
  • 721 KEZ OKUNDU

Dilerseniz öncelikle kullanmaktan en ufak tereddüt etmediğimiz, var olan ve günümüz anlayışıyla kabullenilmiş, bir bakıma evrime uğramış sözcüklerin anlamlarıyla başlayalım ne dersiniz?

Mısralarına şiir demek yerine şiirimsi sıfatını layık görenlerin, karaladıklarını iki kapak arasına gizleyen insanlar varken, kurulan her cümle ile kendilerine yazar lakabını takma haddini gösteren “edebiyatı” diline dolayan onca insan.

Edebiyatı yalnızca eğitim kurumlarında ders olarak gören onlarca insan.

Örneğin ; onca zihniyetli yazı arasından bir yerlerde okumuştum.

Edebiyatta ahlak aranmaz diye. Şaşırdım ardından acınası bir tebessüm.Edebiyatta konu olarak elbetteki sınırlandırılamaz, kafiye, ölçülen, redif bu kurallar yazılanları kısıtlamaktan öteye gidemez.
Insan varlığı gereği yaşamındaki tüm olaylardan etkilenir . Bir çoğumuz zikredemez. Akıttığı yaşları gösteremez.

Çareyi kalem ve kağıtta bulur tabiki. Yalnızlığını mürekkep tercümanını kalem, sırdaşını ise kağıt yapar.

Evet şaşırdım, edebiyatın anlamından yoksun kelimelere ihanet eden kişiye.
Edebiyat azizim edebiyat “edep” ten türemez mi?

Sınırlandırmadığınız her konuyu edep çerçevisinde aktarmak gerekir. Ele, dile, bele hakim olan, konu telaşına girmez.

Keza var olan her şey soyut, somut onun harflerini süzdüğü kalbine ilhamdır.

Edebiyat görünmeyeni, duyulmayanı, dokunulmayanı yani soyutu somut hale getirmektir.

Bu vesile ile bir nebze naçizane edebiyatın hakiki kapılarını aralayabilirsek ne mutlu ki bizlere…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ