Artı 5

Alternatif Okullar

Alternatif Okullar

Okul kavramının tohumları ilk kez çivi yazısının icadıyla Sümerler döneminde atılmıştır. Temelinde öğrenmenin yattığı bu kavram çeşitli amaçlarla ve bu amaçlara giden farklı araçlarla toplumlara benimsetilmiştir; gerek sosyal gerek ekonomik etkenler vesilesiyle dönemden döneme değişmiş ve gelişmiştir. Örneğin Sümerler döneminde okulun asıl amacı sarayın ve mabedin yazı işlerine bakabilecek bireyler yetiştirmek iken ilerleyen yıllarda bu amacın yerini “Kültürlü insanlar yetiştirmek” almıştır. (Kramer,1995) Yani okul kavramı dönemin ihtiyaçlarına, toplumun niteliğine göre değişmiş, sarayın ve mabedin bir parçası olmaktan çıkarak laik bir kuruma dönüşmüştür. Bu örnektende yola çıkarak okul kavramının tarih sahnesindeki rolüne bakarsak; dönemin ekonomik siyasal ve toplumsal yapısına şemsiye tutamadığını görmek mümkündür.

Özellikle 17. ve 18. yüzyılda bu şemsiyenin açısı iyice daralmış, modernizm ve kapitalizm akımlarının etkisiyle kurumsal amaçların bir aracı olmuş bürokratik bir yapıya dönüştürülmüş ve bir tepsi içine koyulup insanlara sunulmuştur( Bennet de Marrais ve Le Compte,1995). Bizlere sunulan yeni sistemin temelindeki ana düşünce “ İyi insan, iyi yurttaş, iyi üretici ve iyi tüketici yetiştirmektir”(Lipham, Rankin ve Hoeh,1985). Alternatif okulların bu kısmı yani bardağın dolu tarafı oldukça güzeldir ancak bu güzellik bardağın boş tarafını görmemezlikten gelmek için yeterli değildir çünkü bu hedefe gitmek için çizilen yol bazı bireyler için sorun teşkil etmelidir.

Kapitalist sistemin getirdiği bir zorunluluk olsa gerek ki; devletlerin kalıcı ve yapıcı olması gibi idealler için farklı araçlar belirlenmiş, bu belirlenen araçlar, kişisel farklılıklar gözetmeksizin bireylere bir amaç olarak aşılanmaktadır. Aşılanan bu amaçlar için geçilmesi gereken eğitim süreci özellikle merkezi otoritenin sıkı sıkı bağlı olduğu sistemlerde yani “Ana akım” okullarında, psikolojik ve sosyo-ekonomik farklılıklar, öğrenme kabiliyetindeki değişiklikler gibi bireye has özellikleri göz ardı ederek uygulanmaktadır. Bu uygulama sonucunda ise herkesten başarılı olması beklenmektedir ancak bilinmelidir ki bu beklentiye karşılık verebilecek kişiler belli başlı niteliklere sahip bireylerdir. Bu bireylerden nitelik açısından ayrılan öğrencileri aynı eğitim sürecine tabi tutmak; onları okumaktan çalışmaktan hatta yaşamaktan alıkoymak için elle tutulur bir nedendir (Gündüz-Alternatif Eğitim ve Toplumsal Değişim Üzerindeki Etkisi).

Belli başlı niteliklere sahip olmayan öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak ana akım okulları için oldukça güçtür. Bu güçlük yenilmediği sürece ortaya çıkan olgu; hayal kırıklığına uğramış, toplum tarafından soyutlanmış, kendini başarısız ilan edip başarabileceklerini farkına varamamış bireyler topluluğudur. İşte tamda bu toplumun kanayan yarasına merhem olmak hatta dahada iyi bir toplum yaratmak için ortaya çıkan bir sistem vardır ki bu sistem birey temellidir.

Alternatif okullar nitelikleri farklı olan öğrencilere yaşam sahası oluşturmayı amaçlar (Aydın, Alternatif Okullar). Deneyerek görerek hissederek öğrenmeyi, öğrenirken eğlenmeyi baş öncül olarak kabul etmiş yani okulu yaşama yaklaştırmayı bir ilke haline getirmiştir. Alternatif okulların belli başlı tanımları yoktur, onların tanımları öğrencilerinin “özel gereksinimlerinin” altında yatar. (Tice,1994) Tarihteki adımlarının seyrek olmasına rağmen alternatif okullar arasında yer alan: Waldorf okullarının, Montessori okullarının, Mıknatıs ve Ev okullarının ayak seslerini duymamak, duyupta kulak asmamak oldukça yanlıştır. Özellikle 1900lü yılların başlarında Montessori ve Steinerin açtıkları alternatif okullar ile gündeme gelmiştir. Maria Montessori ilk “Çocuk evini” (Casa Dei Bambini) 1907 yılında İtalya’da, Rudolf Steiner ise ilk Waldorf okulunu 1911 yılında Almanya’da kurmuştur( Miller 2007, Sliwka, 2008, 95-96)

montessori okulları

Montessori Okulları; Montessori ülkesinin ilk kadın tıp doktoru olan “Maria Montessori” tarafından -gözlemleri sayesinde- oluşturulmuştur (İndigo 2008). Montessori okullarının en dikkat çekici yönü bireylere hazırlanmış çevre sunmasıdır. Bu altenatif okul çeşidi “Thomas Edison” “Helen Keller” “Alexander Graham Bell” tarafından desteklenmiştir (İnayet Aydın-Alternatif Okullar sf59).Farklı yaş gruplarının aynı ortamda ders görmesi ile küçük çocuklara gelecek hakkında bir bakış açısı kazandırmış büyüklerin davranışlarından kendine bir pay çıkarma yetisini kazandırmıştır; Büyüklere ise küçük çocuklara örnek olmanın verdiği iç huzurunu ve özgüveni aşılamış, küçük çocuklar yoluyla bildiklerini tazeleme fırsatı sunmuştur. Altını çizerek söylerim ki bunları bireylere öğreten şey nasihat içerikli cümlelerden çok daha fazlasıdır. Üstelik montessori okullarının ana akım okullarından farkı sadece yapay çevre imkanı değildir Montessori okulları çocuklara; düğme ilikleme, bağlama gibi kişisel bakım; temizlik, süpürme gibi çevresel bakım dersleride verir(Kahn,1995) Sayı saymayı değilde avuçlarında ne kadar tuttuğunu bilmek isteyen çocuklara matematik terimlerini somutlaştırarak öğretir (Kahn,1995). Ülkeleri şehirleri bir yapboz oyunu çerçevesinde işleyerek eğlenerek öğrenmeyi amaçlar. Yani Montessori keşfedilmişi öğretmek yerine, öğrenme yollarını keşfetmiştir. Bu yönleriyle Montessori okullarının sunduğu imkanlar bireylere kişilik gelişimi sağlamıştır. Bu yüzden olsa gerek ki bugün Tayvan, Japonya, Kore, Avusturya gibi ülkelerde 100’den fazla okul bölgesinde Montessori okulları bulunmaktadır. (Kahn, 1995 / Chattin-McNichols 1992)

Waldorf Okulları; Waldorf okullarının Montessori okullarıyla fazlaca benzer yönleri vardır. Bu okulların amaçı Steinere göre insanın evriminin bu gün ve yakın gelecekte gerektirdiği eksiklikleri gidermektir( Steiner,1996). Waldorf okullarında verilen eğitimin altı temel özelliği şunlardır; Çocuk gelişini kuramı, öğretmenin kendini geliştirme kuramı, sanatsal ve akademik çalışmayı bütünleştiren ortak program, çocuğun kapastesinin ritmi ile öğretim yöntemleri arasındaki uyumunu sağlayan öğrenme sanatı, yönetim ve öğretimin bütünleştirilmesi, öğrenci, öğretmen ve velilerin desteklediği bir ağ olarak büyük waldorf topluluğunu ve okulunu kurmak.(Easton, 1997). Waldorf okullarının temel özelliklerinden de yola çıkarak eğitimin, kişisel farklılıkları baz alarak uygulandığını, öğrencilere her türlü imkanın sağlandığını görmek mümkündür. Bu nedenle olsa gerek ki 2010 tarihi itibariyle, Kuzey Amerika Waldorf Okulları Birliği (AWSNA) verilerine göre dünyanın beş kıtasında 900 Waldorf Okulu bulunmaktadır (AYDIN-Alternatif Okullar sf 77)

Montessori ve Waldorf Okulları aracılığıyla tanıtmaya çalıştığım Alternatif okullar genel olarak bireyin ihtiyaçlarına göre davranan, öğrenmek kavramı üzerine çeşitli yollar arayan ve bu yollarda bireyi esas alan okullardır. Ana akım okulları açısından değerlendirsek amacı ana akım okullarını yok etmek değil var olan düzeni birey temelli olacak şekilde değiştirmek, geliştirmektir.

Büşra KAYIKÇI

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ